| Sitemizi kullanabilmeniz için tarayıcınızda javascriptlerin çalışmasına izin vermelisiniz. |
FIP, dünya üzerinde her yerde yaygın olarak bulunan ve mutasyona uğramadığı takdirde zararsız olan kedi enterik koronavirüsünden (FeCoV) kaynaklanır.
FeCoV, insanlarda, domuz yavrularında, taylarda, buzağılarda ve kümes hayvanlarında ishal veya bronşite neden olan koronavirüslere benzer.
Kedilerin bir kısmında, özellikle yavru kedilerde, enterik koronavirüs, mutasyona uğrayarak kalın bağırsak duvarını kaplayan hücrelerden kaçarak, bağışıklık sisteminin en temel hücresi olan makrofajları enfekte eder.
Bu mutant virüs, kedilerin infeksiyöz peritonit virüsü (FIPV) olarak bilinir ve başlangıçta kalın bağırsakla ilişkili lokal lenfatik dokularda bulunur. FIPV ile enfekte makrofajlar, daha sonra enfeksiyonu karın ve göğüs boşlukları içindeki diğer bölgelere ve gözler ile beyin gibi uzak organlara yayabilir.
Bu ilk makrofaj enfeksiyonu, bilinmeyen nedenlerle gerekli koruyucu bağışıklığı geliştiremeyen kedilerin %0,3-1,4'ü dışında hepsinde bağışıklık sistemi tarafından elimine edilir.
Ancak talihsiz küçük bir kedi grubunda ortaya çıkan FIP’de klinik belirtiler günler, haftalar bazen aylar ve nadiren bir yıl veya daha uzun süre içinde ortaya çıkabilir.
Ortaya çıkan hastalık formu basitçe ıslak (efüzif) veya kuru (efüzif olmayan) olarak adlandırılır. Islak form, FIP’li kedilerin yaklaşık üçte ikisinde ve kuru form üçte birinde görülür. Bu iki form kolayca ayırt edilebilir, ancak ikisi arasında geçiş formları da olabilir.
Islak FIP başlangıçta daha akut olma eğilimindedir. Tekrarlayan ve antibiyotiğe dirençli ateş, depresyon, iştah azalması, kilo kaybı ve karında sarımsı ve biraz yapışkan sıvı birikimi ile veya daha az sıklıkla göğüs boşluğunda sıvı birikimi ile karakterizedir.
Abdominal efüzyonlu (karında sıvı birikmesi) kediler genellikle karın şişliği ile kendini gösterirken, torasik efüzyonlu (göğüs boşluğunda sıvı birikmesi) kediler, genellikle nefes alma problemleri (nefes almada zorluk) ile belirti gösterirler.
Bu kedilerin bir çoğunda, yüksek seviyelere yükselen bilirubin nedeniyle gözle görülür derecede deride, mukozalarda kulak uçlarında sarılık olur ve / veya şiddetli sarıya çalan idrar hayvan sahibi tarafından da farkedilir.
Nörolojik (sinirsel form) ve oküler (göz formu) belirtiler kuru FIP'li 10 kedinin 1'inden azında görülebilir.
Kuru FIP formundan muzdarip kediler, kronik olarak şikayetlerin belli belirsiz seyrettiği ancak, yine yüksek sayılacak serum bilirubine sahip olma eğilimindedirler.
Hastalık; iştahsızlık, aralıklı veya inatçı ateş, gelişme geriliği ve kilo kaybının olması gibi spesifik olmayan klinik belirtilerle seyreder.
Kuru FIP formu, yaygın enflamasyon ve sıvı efüzyonu ile değil, ancak karın içi organlarında (örn. böbrek, sekum, kolon, karaciğer, akciğer, lenf düğümleri) daha az sayıda ve daha büyük granülomlar ile karakterizedir.
Kuru FIP'li birçok kedi, kesin tanıdan haftalar veya aylar önce subklinik (tam belirti vermeyen) olarak hastadır ve tanı konulmadan önce, haftalar veya aylar boyunca semptomatik olarak tedavi edilmeye çalışılırlar.
Subklinik hastalık genellikle büyümede gecikme, bozuk tüy yapısı, tekrarlayan ikincil solunum yolu veya bağırsak enfeksiyonları, epileptik nöbetler ve diğer spesifik olmayan belirtilerle kendini gösterir.
Teşhis
Genel olarak, FIP tanısı ıslak form için nispeten daha kolay ancak kuru formlar için daha zor olarak konulmaktadır.
Etkilenen kediler genellikle doğrudan yüksek yoğunluklu kedi barınaklarından veya birden fazla kedinin bir arada tutulduğu ortamlardan kurtarılan kedilerdir ve son 1-6 ay içinde bu tür ortamlardan evlat edinilmiştir.

Bu kedilerde hastalığın şüpheli belirtileri arasında büyümenin durması, akut veya kronik iştahsızlık, kilo kaybı, antibiyotiğe dirençli ateş, abdominal genişleme, dispne (solunum güçlüğü), sarılık, göz içi lezyonları, nörolojik belirtiler (örn., arka bacaklarda koordinasyon bozukluğu, yüksek yerlere sıçramada başarısızlık ve denge kaybı veya duvar yalama) ve kronik ishal/diyare (genellikle mukuslu ve kanlı) vardır.
Röntgen ve/veya ultrason dahil fiziksel muayene ile abdominal veya torasik efüzyonları, karın boşluğu içindeki mezenteriyal lenf büyümeleri ve gözdeki değişimleri (ön kamara, iris, retina) tespit etmek mümkündür.
Hem ıslak hem de kuru FIP'de yaygın olarak görülen kan anormallikleri arasında anemi (kansızlık), yüksek beyaz kan hücresi sayısı (akyuvarlar), lenfopeni, yüksek total protein (TP) ve globülin (Glob), düşük albümin (Alb), düşük A:G oranı, hiper-bilirubinemi (sarılık) görülebilir.

Kedi koronavirüs ELİZA antikor testi, FeCoV'ye maruz kalan kediler için (1:25 - 1:1600) beklenenden genellikle daha yüksektir (≥1:3200).
Karın veya göğüsten elde edilen sıvı, zayıf veya kuvvetli sarı renkte, sulu ila müsinöz (yapışkan), düşük ila yüksek seviyelerde protein, yarı berrak ila bulanık ve düşük ila yüksek sayıda toksik olmayan nötrofil, lenfosit, monositik hücre içerir ve çok vakumlu büyük makrofajlar görülebilir. Veteriner hekim aldığı sıvı ile Rivolta testi yapabilir (sonucun pozitif veya negatif okunduğu durumlarda güvenilirlik oranları değişkendir)
Efüzyonlardan gelen hücreler üzerindeki polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) veya immünohistokimya (IHC), vakaların %70'inde koronavirüs RNA veya antijen için pozitif olacaktır.
Kuru FIP le karıştırılabilecek bazı hastalık durumları hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse;
FIP'in nörolojik ve / veya oküler formları kedi sistemik toksoplazmozu (Toxosplasmosis) ile karıştırılabilir, bu nedenle bu FIP formlarına sahip pek çok kedi toksoplazmoz için test edilmeli, sonuca göre ya uygun antibiyotiklerle tedavi edilmeli ya da hastalık toxoplasma açısından ekarte edilmelidir.
FIP köken (kedi yetiştirme, koruyucu / kurtarma, barınak), eşkal (yaş, cinsiyet, cins) ve temel kan testi sonuçları ile kolayca ayırt edilebilirken; bazı mantar enfeksiyonları (koksidioidomikoz, blastomikoz, histoplazmoz) FIP’in kuru formuna benzer klinik belirtilere neden olabilir, ancak endemik bölgelerinde bile hala nadirdir.
Lenfoma ayrıca kuru FIP için ayırıcı tanı olabilir, ancak bu hastalık genellikle sporadiktir (nadir görülme) ve yaşlı kedilerde görülür.
Ancak hala şüphe giderilemiyorsa beyin omurilik sıvısında (BOS) ve aquaeous humorda (yüksek protein, yüksek hücreler, nötrofiller, lenfositler, makrofajlar) karakteristik değişiklikler, MRI görüntüleme (uygun şartlar ve imkanlar varsa) yapılabilir.
BOS sıvısından PCR veya immünohistokimya, MR (görüntüleme yöntemi ) da düşündüren lezyonlar veya yüksek serum ELİZA koronavirüs antikor titresi (>1:3200) ile ayırıcı tanıya ait veriler toplanmaya çalışılabilir.
Ancak tanıya giderken kullanılan hiçbir metod kesin teşhis için tek başına yeterli değildir.
Teşhis; detaylı bir muayene, anemnez ve diğer laboratuvar ve klinik belirtilerin ışığı altında ancak bir hekim tarafından konulabilir.
FIP tedavisi
FIP’in spesifik olmayan (semptomatik) tedavisi;
Çok yakın zamana kadar FIP'li kediler için lisanslı etkili bir tedavi bulunmamaktaydı.
Onaylanmış antiviral ilaçlar yerine, tedavi temelde septomatik olarak yürütülüyordu.
Semptomatik tedavi ile hastalığı iyileştirmeye çalışmak aslında kedinin bağışıklık sistemine bağlı olan bir durumdur. Bazı kediler, tek bir bağırsak lenf düğümüne izole edilmiş hafif veya subklinik hastalığa sahip olabilir ve bu, rutin fizik muayene veya kısırlaştırma operasyonu sırasında abdominal kitle olarak tespit edilebilir.
Daha şiddetli klinik belirtileri olan kediler, birkaç hafta sonra genellikle daha kronik ve daha az şiddetli bir hastalık aşamasına girerler.
FIP teşhisi konulduğunda kedilere ötenazi uygulamak yerine tedavi etme konusunda daha fazla deneyim kazandıkça, kedilerin bir kısmının haftalarca, aylarca ve nadiren bir yıl veya daha uzun süre hayatta kalabileceği görülmüştür.
Bununla birlikte, doğal seyrini sürdürmek için bırakılırsa, FIP'in çoğu kedi için nihayetinde ölümcül olduğunu söylemek yine de doğrudur.
Sıvı efüzyonlarını gidermenin değeri konusunda yanlış anlamalar vardır. Göğüs tutulumu ve nefes alma güçlüğü çeken kediler, plevral sıvının alınmasından büyük ölçüde faydalanabilir. Göğüs sıvısı, özellikle kediler prednizolon ile tedavi edildiğinde, yavaş yavaş yenilenme eğilimindedir.
Solunumu engelleyecek kadar yoğun olmadığı sürece abdominal sıvının alınması önerilmemelidir.
Bazı steroidal olmayan anti-enflamatuar ilaçların, spesifik immünomodülatörlerin (örn. kedi interferon omega, insan rekombinant alfa veya beta interferon) ve spesifik olmayan immünostimülanların tedavide etkin olup olmadığı konusunda bazı tartışmalar vardır.
Poliprenil immünostimülan (PI), Peritan, Acemannan, Immulan, Staphylococcal protein A gibi spesifik olmayan immünostimülanlar, FeLV, FIV ve FIP gibi kedilerin kronik viral hastalıklarının tedavisi olarak lanse edilmiş olup bazı uzmanlar tarafından alternatif tedavi protokollerinde yer almaktadırlar.
FIP için bu maddelerden en yaygın olarak tanıtılanı PI olmuştur.
Spesifik antiviral ilaçlarla tedavi - Son zamanlarda iki küçük molekülün FIPV replikasyonunu inhibe ettiği ve kedileri hem deneysel olarak indüklenen hem de doğal olarak oluşan FIP ile iyileştirdiği gösterilmiştir.
Bu ilaçlardan ilki, bir FIPV proteaz inhibitörü olan GC376 idi (journals.sagepub.com). Bu ilaç, doğal olarak oluşan FIP ile 21 kediden 7'sini iyileştirmeyi başardığı ifade edilmiş, ancak hem ıslak hem de kuru FIP ile başarılı fakat nörolojik tutulumu olan kedilerde başarılı olamadığı bildirilmiştir.
İkinci bir ilaç olan GS-441524'ün ıslak ve kuru FIP'li kedileri ve hatta nörolojik hastalığı olan birçok kediyi iyileştirmede daha da başarılı olduğu bildirilmiştir. (journals.sagepub.com).
GS-441524, FIPV RNA'nın replikasyonunu önlemek için hareket eden bir nükleosit analoğudur ve bu nedenle GC376'dan daha erken bir virüs replikasyonu aşamasında etki ettiği bildirilmiştir.
GC376, Anivive adlı bir şirket tarafından ticarileştirildiği ve birkaç yıl daha resmi satışı olmayabileceği bildirilmektedir.
GS-441524'ün patentleri Gilead Sciences, Inc.'e aittir ve şirket şimdiye kadar hayvan kullanımı için girişimlerde bulunmadığı söylenmektedir.
Avusturya ve İngiltere’de ise, BOVA (bova.co.uk) firması, Remdesivir’i kedilerde lisanlı olarak kullanmak için piyasaya sunan ilk firma olmuştur: https://sockfip.org/wp-content/uploads/2021/11/Remdesivir-Rx-from-Australia.pdf
DİKKAT: Sahte uzmanlardan görüş alıyor olabilir misiniz??
İnternet üzerinden bazı sitelerde online danışmanlık hizmeti altında "antiviral ilaçların kullanımı" ve olası teşhis ve tedavi konusunda yönlendirme yapan, hemen hemen her yazılan maile anında cevap veren, hayvan sahipleri ile veteriner hekimleri karşı karşıya getiren, yanlış yönlendirme yapan kişilerin olduğunu üzülerek izliyoruz.
Lütfen bir hayvan sahibi olarak kediniz hakkında görüş istediğiniz konularda bir hekim tarafından birebir muayene edilmeden, sadece bazı tahlillerin uzaktan incelenmesi ile doğru yönlendirme yapılamayacağını, teşhis hakkında her zaman yanılmalar olacağını hatırlayınız.
Sonsöz
FIP VE CORONA ikileminin tüm kedi sahipleri ve kedi hekimliği arasında son 20 yılda sürekli gündemde kalması, teşhiste yaşanan zorluklar ve son 2-3 yıla kadar bilinen etkin bir tedavinin olmaması ve şu anda karaborsada bulunan bazı antiviral ilaçların dünya çapında ünlü uzman hekimler ve araştırma merkezleri tarafından deneysel olarak uygulanıp sonuçların paylaşılması, hayvan sahiplerinin bu tedavilerden yarar sağlamak adına kendi imkanları ile temin ettikleri ilaçlarla tedavi yolları aramaları ve veteriner hekim olarak bizlerin de bu konuya duyarsız kalamayışımız sonucunda, bu yazının derlenmesi ve bu vesile ile hastalık ile ilgili yine standart bilgilerin birlikte sunulması amaçlanmıştır.
Önemli olan hastalığı tedavi etmekten çok, hastalığın oluşmasını engellemektir. Koruyucu hekimlikte bilginin paylaşılması, risk analizleri çok önemlidir.
Sağlıklı günler dileriz.
Veteriner Hekim
Dr. Emel Başaran
Bu yazı, Dr. Diane D. Addie'nin ve Dr. Pedersen'in yayınlarından derlenmiştir. Daha detaylı bilgi için http://www.catvirus.com/treatment.htm ve sockfip.org adreslerini ziyaret edebilirsiniz.
Bu websitesindeki içerikler, genel bilgi vermek amacı ile hazırlanmış olup, hastalıkların kesin tanı ve tedavisi, hiçbir şekilde ayrıntılı klinik muayene gerçekleştirmeden yapılamaz. Her bireyin rahatsızlığının tedavisinin özgün olduğu unutulmamalıdır.
FeCoV, insanlarda, domuz yavrularında, taylarda, buzağılarda ve kümes hayvanlarında ishal veya bronşite neden olan koronavirüslere benzer.
Kedilerin bir kısmında, özellikle yavru kedilerde, enterik koronavirüs, mutasyona uğrayarak kalın bağırsak duvarını kaplayan hücrelerden kaçarak, bağışıklık sisteminin en temel hücresi olan makrofajları enfekte eder.
Bu mutant virüs, kedilerin infeksiyöz peritonit virüsü (FIPV) olarak bilinir ve başlangıçta kalın bağırsakla ilişkili lokal lenfatik dokularda bulunur. FIPV ile enfekte makrofajlar, daha sonra enfeksiyonu karın ve göğüs boşlukları içindeki diğer bölgelere ve gözler ile beyin gibi uzak organlara yayabilir.
Bu ilk makrofaj enfeksiyonu, bilinmeyen nedenlerle gerekli koruyucu bağışıklığı geliştiremeyen kedilerin %0,3-1,4'ü dışında hepsinde bağışıklık sistemi tarafından elimine edilir.
Ancak talihsiz küçük bir kedi grubunda ortaya çıkan FIP’de klinik belirtiler günler, haftalar bazen aylar ve nadiren bir yıl veya daha uzun süre içinde ortaya çıkabilir.
Ortaya çıkan hastalık formu basitçe ıslak (efüzif) veya kuru (efüzif olmayan) olarak adlandırılır. Islak form, FIP’li kedilerin yaklaşık üçte ikisinde ve kuru form üçte birinde görülür. Bu iki form kolayca ayırt edilebilir, ancak ikisi arasında geçiş formları da olabilir.
Islak FIP başlangıçta daha akut olma eğilimindedir. Tekrarlayan ve antibiyotiğe dirençli ateş, depresyon, iştah azalması, kilo kaybı ve karında sarımsı ve biraz yapışkan sıvı birikimi ile veya daha az sıklıkla göğüs boşluğunda sıvı birikimi ile karakterizedir.
Abdominal efüzyonlu (karında sıvı birikmesi) kediler genellikle karın şişliği ile kendini gösterirken, torasik efüzyonlu (göğüs boşluğunda sıvı birikmesi) kediler, genellikle nefes alma problemleri (nefes almada zorluk) ile belirti gösterirler.
Bu kedilerin bir çoğunda, yüksek seviyelere yükselen bilirubin nedeniyle gözle görülür derecede deride, mukozalarda kulak uçlarında sarılık olur ve / veya şiddetli sarıya çalan idrar hayvan sahibi tarafından da farkedilir.
Nörolojik (sinirsel form) ve oküler (göz formu) belirtiler kuru FIP'li 10 kedinin 1'inden azında görülebilir.
Kuru FIP formundan muzdarip kediler, kronik olarak şikayetlerin belli belirsiz seyrettiği ancak, yine yüksek sayılacak serum bilirubine sahip olma eğilimindedirler.
Hastalık; iştahsızlık, aralıklı veya inatçı ateş, gelişme geriliği ve kilo kaybının olması gibi spesifik olmayan klinik belirtilerle seyreder.
Kuru FIP formu, yaygın enflamasyon ve sıvı efüzyonu ile değil, ancak karın içi organlarında (örn. böbrek, sekum, kolon, karaciğer, akciğer, lenf düğümleri) daha az sayıda ve daha büyük granülomlar ile karakterizedir.
Kuru FIP'li birçok kedi, kesin tanıdan haftalar veya aylar önce subklinik (tam belirti vermeyen) olarak hastadır ve tanı konulmadan önce, haftalar veya aylar boyunca semptomatik olarak tedavi edilmeye çalışılırlar.
Subklinik hastalık genellikle büyümede gecikme, bozuk tüy yapısı, tekrarlayan ikincil solunum yolu veya bağırsak enfeksiyonları, epileptik nöbetler ve diğer spesifik olmayan belirtilerle kendini gösterir.
Teşhis
Genel olarak, FIP tanısı ıslak form için nispeten daha kolay ancak kuru formlar için daha zor olarak konulmaktadır.
FIP tanısı konulan kedilerin çoğunluğu 3 ila 8 aylık yaş aralığında ve genellikle 3 yaşından küçük kedilerdir.
Etkilenen kediler genellikle doğrudan yüksek yoğunluklu kedi barınaklarından veya birden fazla kedinin bir arada tutulduğu ortamlardan kurtarılan kedilerdir ve son 1-6 ay içinde bu tür ortamlardan evlat edinilmiştir.

Bu kedilerde hastalığın şüpheli belirtileri arasında büyümenin durması, akut veya kronik iştahsızlık, kilo kaybı, antibiyotiğe dirençli ateş, abdominal genişleme, dispne (solunum güçlüğü), sarılık, göz içi lezyonları, nörolojik belirtiler (örn., arka bacaklarda koordinasyon bozukluğu, yüksek yerlere sıçramada başarısızlık ve denge kaybı veya duvar yalama) ve kronik ishal/diyare (genellikle mukuslu ve kanlı) vardır.
Röntgen ve/veya ultrason dahil fiziksel muayene ile abdominal veya torasik efüzyonları, karın boşluğu içindeki mezenteriyal lenf büyümeleri ve gözdeki değişimleri (ön kamara, iris, retina) tespit etmek mümkündür.
Hem ıslak hem de kuru FIP'de yaygın olarak görülen kan anormallikleri arasında anemi (kansızlık), yüksek beyaz kan hücresi sayısı (akyuvarlar), lenfopeni, yüksek total protein (TP) ve globülin (Glob), düşük albümin (Alb), düşük A:G oranı, hiper-bilirubinemi (sarılık) görülebilir.

Kedi koronavirüs ELİZA antikor testi, FeCoV'ye maruz kalan kediler için (1:25 - 1:1600) beklenenden genellikle daha yüksektir (≥1:3200).
Karın veya göğüsten elde edilen sıvı, zayıf veya kuvvetli sarı renkte, sulu ila müsinöz (yapışkan), düşük ila yüksek seviyelerde protein, yarı berrak ila bulanık ve düşük ila yüksek sayıda toksik olmayan nötrofil, lenfosit, monositik hücre içerir ve çok vakumlu büyük makrofajlar görülebilir. Veteriner hekim aldığı sıvı ile Rivolta testi yapabilir (sonucun pozitif veya negatif okunduğu durumlarda güvenilirlik oranları değişkendir)
Efüzyonlardan gelen hücreler üzerindeki polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) veya immünohistokimya (IHC), vakaların %70'inde koronavirüs RNA veya antijen için pozitif olacaktır.
Kuru FIP le karıştırılabilecek bazı hastalık durumları hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse;
FIP'in nörolojik ve / veya oküler formları kedi sistemik toksoplazmozu (Toxosplasmosis) ile karıştırılabilir, bu nedenle bu FIP formlarına sahip pek çok kedi toksoplazmoz için test edilmeli, sonuca göre ya uygun antibiyotiklerle tedavi edilmeli ya da hastalık toxoplasma açısından ekarte edilmelidir.
FIP köken (kedi yetiştirme, koruyucu / kurtarma, barınak), eşkal (yaş, cinsiyet, cins) ve temel kan testi sonuçları ile kolayca ayırt edilebilirken; bazı mantar enfeksiyonları (koksidioidomikoz, blastomikoz, histoplazmoz) FIP’in kuru formuna benzer klinik belirtilere neden olabilir, ancak endemik bölgelerinde bile hala nadirdir.
Lenfoma ayrıca kuru FIP için ayırıcı tanı olabilir, ancak bu hastalık genellikle sporadiktir (nadir görülme) ve yaşlı kedilerde görülür.
Ancak hala şüphe giderilemiyorsa beyin omurilik sıvısında (BOS) ve aquaeous humorda (yüksek protein, yüksek hücreler, nötrofiller, lenfositler, makrofajlar) karakteristik değişiklikler, MRI görüntüleme (uygun şartlar ve imkanlar varsa) yapılabilir.
BOS sıvısından PCR veya immünohistokimya, MR (görüntüleme yöntemi ) da düşündüren lezyonlar veya yüksek serum ELİZA koronavirüs antikor titresi (>1:3200) ile ayırıcı tanıya ait veriler toplanmaya çalışılabilir.
Ancak tanıya giderken kullanılan hiçbir metod kesin teşhis için tek başına yeterli değildir.
Teşhis; detaylı bir muayene, anemnez ve diğer laboratuvar ve klinik belirtilerin ışığı altında ancak bir hekim tarafından konulabilir.
FIP tedavisi
FIP’in spesifik olmayan (semptomatik) tedavisi;
Çok yakın zamana kadar FIP'li kediler için lisanslı etkili bir tedavi bulunmamaktaydı.
Onaylanmış antiviral ilaçlar yerine, tedavi temelde septomatik olarak yürütülüyordu.
Semptomatik tedavi ile hastalığı iyileştirmeye çalışmak aslında kedinin bağışıklık sistemine bağlı olan bir durumdur. Bazı kediler, tek bir bağırsak lenf düğümüne izole edilmiş hafif veya subklinik hastalığa sahip olabilir ve bu, rutin fizik muayene veya kısırlaştırma operasyonu sırasında abdominal kitle olarak tespit edilebilir.
Daha şiddetli klinik belirtileri olan kediler, birkaç hafta sonra genellikle daha kronik ve daha az şiddetli bir hastalık aşamasına girerler.
FIP teşhisi konulduğunda kedilere ötenazi uygulamak yerine tedavi etme konusunda daha fazla deneyim kazandıkça, kedilerin bir kısmının haftalarca, aylarca ve nadiren bir yıl veya daha uzun süre hayatta kalabileceği görülmüştür.
Bununla birlikte, doğal seyrini sürdürmek için bırakılırsa, FIP'in çoğu kedi için nihayetinde ölümcül olduğunu söylemek yine de doğrudur.
Sıvı efüzyonlarını gidermenin değeri konusunda yanlış anlamalar vardır. Göğüs tutulumu ve nefes alma güçlüğü çeken kediler, plevral sıvının alınmasından büyük ölçüde faydalanabilir. Göğüs sıvısı, özellikle kediler prednizolon ile tedavi edildiğinde, yavaş yavaş yenilenme eğilimindedir.
Solunumu engelleyecek kadar yoğun olmadığı sürece abdominal sıvının alınması önerilmemelidir.
Bazı steroidal olmayan anti-enflamatuar ilaçların, spesifik immünomodülatörlerin (örn. kedi interferon omega, insan rekombinant alfa veya beta interferon) ve spesifik olmayan immünostimülanların tedavide etkin olup olmadığı konusunda bazı tartışmalar vardır.
Poliprenil immünostimülan (PI), Peritan, Acemannan, Immulan, Staphylococcal protein A gibi spesifik olmayan immünostimülanlar, FeLV, FIV ve FIP gibi kedilerin kronik viral hastalıklarının tedavisi olarak lanse edilmiş olup bazı uzmanlar tarafından alternatif tedavi protokollerinde yer almaktadırlar.
FIP için bu maddelerden en yaygın olarak tanıtılanı PI olmuştur.
Spesifik antiviral ilaçlarla tedavi - Son zamanlarda iki küçük molekülün FIPV replikasyonunu inhibe ettiği ve kedileri hem deneysel olarak indüklenen hem de doğal olarak oluşan FIP ile iyileştirdiği gösterilmiştir.
Bu ilaçlardan ilki, bir FIPV proteaz inhibitörü olan GC376 idi (journals.sagepub.com). Bu ilaç, doğal olarak oluşan FIP ile 21 kediden 7'sini iyileştirmeyi başardığı ifade edilmiş, ancak hem ıslak hem de kuru FIP ile başarılı fakat nörolojik tutulumu olan kedilerde başarılı olamadığı bildirilmiştir.
İkinci bir ilaç olan GS-441524'ün ıslak ve kuru FIP'li kedileri ve hatta nörolojik hastalığı olan birçok kediyi iyileştirmede daha da başarılı olduğu bildirilmiştir. (journals.sagepub.com).
GS-441524, FIPV RNA'nın replikasyonunu önlemek için hareket eden bir nükleosit analoğudur ve bu nedenle GC376'dan daha erken bir virüs replikasyonu aşamasında etki ettiği bildirilmiştir.
GC376, Anivive adlı bir şirket tarafından ticarileştirildiği ve birkaç yıl daha resmi satışı olmayabileceği bildirilmektedir.
GS-441524'ün patentleri Gilead Sciences, Inc.'e aittir ve şirket şimdiye kadar hayvan kullanımı için girişimlerde bulunmadığı söylenmektedir.
Avusturya ve İngiltere’de ise, BOVA (bova.co.uk) firması, Remdesivir’i kedilerde lisanlı olarak kullanmak için piyasaya sunan ilk firma olmuştur: https://sockfip.org/wp-content/uploads/2021/11/Remdesivir-Rx-from-Australia.pdf
DİKKAT: Sahte uzmanlardan görüş alıyor olabilir misiniz??
İnternet üzerinden bazı sitelerde online danışmanlık hizmeti altında "antiviral ilaçların kullanımı" ve olası teşhis ve tedavi konusunda yönlendirme yapan, hemen hemen her yazılan maile anında cevap veren, hayvan sahipleri ile veteriner hekimleri karşı karşıya getiren, yanlış yönlendirme yapan kişilerin olduğunu üzülerek izliyoruz.
Lütfen bir hayvan sahibi olarak kediniz hakkında görüş istediğiniz konularda bir hekim tarafından birebir muayene edilmeden, sadece bazı tahlillerin uzaktan incelenmesi ile doğru yönlendirme yapılamayacağını, teşhis hakkında her zaman yanılmalar olacağını hatırlayınız.
Sonsöz
FIP VE CORONA ikileminin tüm kedi sahipleri ve kedi hekimliği arasında son 20 yılda sürekli gündemde kalması, teşhiste yaşanan zorluklar ve son 2-3 yıla kadar bilinen etkin bir tedavinin olmaması ve şu anda karaborsada bulunan bazı antiviral ilaçların dünya çapında ünlü uzman hekimler ve araştırma merkezleri tarafından deneysel olarak uygulanıp sonuçların paylaşılması, hayvan sahiplerinin bu tedavilerden yarar sağlamak adına kendi imkanları ile temin ettikleri ilaçlarla tedavi yolları aramaları ve veteriner hekim olarak bizlerin de bu konuya duyarsız kalamayışımız sonucunda, bu yazının derlenmesi ve bu vesile ile hastalık ile ilgili yine standart bilgilerin birlikte sunulması amaçlanmıştır.
Önemli olan hastalığı tedavi etmekten çok, hastalığın oluşmasını engellemektir. Koruyucu hekimlikte bilginin paylaşılması, risk analizleri çok önemlidir.
Sağlıklı günler dileriz.
Veteriner Hekim
Dr. Emel Başaran
Bu yazı, Dr. Diane D. Addie'nin ve Dr. Pedersen'in yayınlarından derlenmiştir. Daha detaylı bilgi için http://www.catvirus.com/treatment.htm ve sockfip.org adreslerini ziyaret edebilirsiniz.
Bu websitesindeki içerikler, genel bilgi vermek amacı ile hazırlanmış olup, hastalıkların kesin tanı ve tedavisi, hiçbir şekilde ayrıntılı klinik muayene gerçekleştirmeden yapılamaz. Her bireyin rahatsızlığının tedavisinin özgün olduğu unutulmamalıdır.






