| Sitemizi kullanabilmeniz için tarayıcınızda javascriptlerin çalışmasına izin vermelisiniz. |
Havaların ısınmaya başlaması ile beraber alerjik deri sorunları ile kliniklere başvuran köpeklerin sayısı ve hayvan sahiplerimizin şikayetleri artarak devam edecektir. Bu makalede basit olarak alerjik dermatitler ile ilgili bazı terimleri açıklamak, buzdağının altında neler olabileceği sizlerle paylaşılmak istenmiş ve sorunların önlenmesinde izlenecek yollar hakkında küçük ipuçları paylaşılmıştır.
Alerjenlere en yaygın olarak nazal semptomlar ve/veya kurdeşen ile tepki veren insanların aksine, köpekler deri ve/veya gastrointestinal problemlerle tepki verirler. Bunun nedeni, köpeklerin derisinde alerjik bir tehdit karşısında histamin ve diğer vazoaktif maddeleri serbest bırakan mast hücrelerinin daha yüksek oranda bulunmasıdır.
Alerjik yanıtlar; zayıf ve seyrek tüy dokusunun yanısıra kaşıntılara, tüyleri ağzına alıp çiğnemeye, aşırı yalamaya, aniden oluşan ıslak ağrılı deri lezyonlarına (hot spot / ıslak dermatit) veya mide-bağırsak rahatsızlıklarına, ishal ve gaz oluşumuna kadar değişen belirtilere yol açabilir.
Alerjiler kronik kulak enfeksiyonlarını oluşturan nedenlerin arasında rol oynayabilir.
Köpeklerde alerjik dermatitlerin en yaygın nedenleri pire alerjisi, gıda alerjisi, inhalasyon veya temas alerjisi (kontakt dermatit) atopi ve cildin normal bakteri florasına karşı gelişen alerjidir.
Bu tarz alerjenlerin varlığından kaynaklanan sorunların yanısıra tiroid hastalığı da tabloya eşlik eden diğer bir faktör olarak tespit edilebilir. Böyle durumlarda durumun kontrol alınmasında daha farklı yaklaşımlar söz konusu olur. Bu konu burada irdelenmeyecektir.

Atopik Dermatit
Köpek atopik dermatitini (alerjik dermatit, köpek atopisi) tanımlamak gerekirse "aslında zararsız olan bir maddeye, bir “alerjene” tekrar tekrar maruz kalmayı takiben alerjik semptomlar geliştirmeye yönelik kalıtsal bir yatkınlıktır" diyebiliriz.
Bu durumdaki köpekler alerji belirtilerini 1 ila 3 yaş arasında göstermeye başlar. Hastalığın kalıtsal doğası nedeniyle bazı ırklar daha yatkındır ve yurt dışında yapılan çalışmalarda Golden Retriever, çoğu Terier, İrlanda Setter, Lhasa Apsos, Dalmaçyalılar, Bulldoglar ve İngiliz Çoban köpekleri de dahil olmak üzere çeşitli ırklar daha yaygın olarak atopik yapıda bulunmuş olup, yaşadığımız coğrafyada klinik belirti gösteren ırklar benzer olsa da, tam olarak bir ırk yatkınlığını gösteren çalışma yoktur. Genel olarak melez köpekler de dahil olmak üzere birçok köpek atopik olabilir diyebiliriz.
Atopik dermatitli hayvanlar genellikle ayaklarını, gövdelerinin yanlarını, kulaklarını, koltuk altlarını veya kasıklarını sürter, yalar, çiğner, ısırır veya kaşıyarak düzensiz veya parça parça tüy dökülmesine ve derinin kızarmasına ve kalınlaşmasına neden olurlar. Bu tür köpeklerde deri kuru ve kepekli veya yağlı bir yapıda da olabilir.
Köpekler yüzlerini halıya sürtebilirler; kulak uçları kırmızı ve sıcak olabilir. Kulağın salgı üreten bezleri alerjiye yanıt olarak aşırı salgı ürettiği için kulakta biriken aşırı sebum niteliğindeki kir nedeni ile kulakta bakteriyel ve maya (Malassezia) enfeksiyonlarının gelişme oranları yüksektir.
İnhalasyon ve Kontakt Alerjileri
Köpeklerde alerjik reaksiyona neden olabilen maddeler, çimenlerin, ağaçların ve yabani otların polenleri, toz akarları ve küfler dahil insanlarda reaksiyona neden olan maddelerle hemen hemen aynıdır. Bu alerjileri teşhis etmenin bir yolu, reaksiyonun zamanlamasına bakmaktır. Yıl boyunca oluyor mu? Bu küf veya toz olabilir. Reaksiyon mevsimsel ise, polenler alerjik belirtilerin sebepleri olabilir.
Gıda Alerjisi
Pek çok insan, köpeğinin kaşınmasının nedeni olarak gıda alerjilerinden şüphelenmez, çünkü evcil hayvanları tüm hayatı boyunca aynı mamayla beslenmiştir ve yakın zamanda belirtiler göstermeye başlamıştır. Ancak, hayvanlar zamanla bir maddeye karşı alerji geliştirebilir, bu nedenle bu görüş olası bir gıda alerjisini dışlamamalıdır.
Diğer bir yaygın yanılgı, köpeklerin yalnızca kalitesiz yiyeceklere duyarlı olduklarıdır. Köpeğin bir bileşene alerjisi varsa, bunun birinci sınıf mamada mı yoksa piyasadaki en ucuz markada mı olduğu önemli değildir. Birinci sınıf Premium gıdaların bir avantajı, genellikle alerjik reaksiyonlara neden olan yaygın katkı maddelerinden kaçınmalarıdır.
Ayrıca evden verilen bazı gıdalar ve ödüllerin de alerjinin kaynağında yer alabileceği de unutulmamalıdır.
Pire alerjisi
Bu tip reaksiyon genellikle pirenin kendisine değil, tükürüğündeki proteinlere yöneliktir. İlginçtir ki, bu soruna en yatkın köpekler, sürekli pire basan köpekler değil, sadece ara sıra maruz kalan köpeklerdir! Tek bir ısırık, beş ila yedi gün boyunca reaksiyona neden olabilir, bu nedenle köpeğinizin alerjik reaksiyon göstermesi için çok fazla pireye ihtiyacı yoktur.
Stafilokok Aşırı Duyarlılığı
Bakteriyel aşırı duyarlılık, “bir köpeğin bağışıklık sistemi cildindeki normal Staphylococcus (Staph) bakterilerine aşırı tepki verdiğinde” ortaya çıkar. Hipotiroidizm, inhalan alerjisi ve/veya pire alerjisi gibi diğer koşulların aynı anda mevcut olması durumunda, köpekte bakteriyel aşırı duyarlılığın ortaya çıkma olasılığının daha yüksek olduğu görülmektedir. Bakteriyel aşırı duyarlılık, bakteri kültürü ve biyopsi örneğinin incelenmesi yoluyla teşhis edilir.
Alerjik Hastalıklarda Teşhis
Öncelikle kaşıntı ile kliniğe başvuran köpeklerin bir değerlendirmesinin yapılabilmesi için iyi bir hasta öyküsü alınmalıdır. Daha sonra oluşturulacak ayırıcı tanı listesine göre bazı diagnostik tarama testleri yapılır.
Tüy ve derinin ayrıntılı ve sistematik bir şekilde incelenmesi gerekir. Deriden alınan kazıntı örneğinin incelenmesi, kıl örneğinin mikroskop altında özel sıvılarla incelenmesi, bazı durumlarda deriden sitoloji ve biyopsi yapılması gereken adımlardır.
Bu sıkıntı veren semptomların üstesinden gelmek için kapsamlı ve sistematik bir yaklaşımda bulunarak sorunun çözümüne odaklanılmalıdır. Kısa yollar genellikle sonuç vermez ve sadece hayvan sahibin hayal kırıklığına uğramasına neden olur. Ayrıca hastaların sorunlarının artararak devam etmesine ve daha karmaşık bir hale gelmesine neden olur.
Deride alerjik reaksiyona eşlik eden sekonder etkenlerin tespit veya ekarte edilmesi (bakteri, mantar, maya gibi) tedavinin ve mücadelenin gövdesini oluşturur.
Alerji testlerini, orta ve şiddetli alerjiden muzdarip köpekler için iyi bir teşhis aracı olarak kabul eden yaklaşımlar ve görüşler vardır. Birkaç farklı test yöntemi mevcuttur. En yaygın olanı, köpeğin kanında antijen kaynaklı antikorları kontrol eden bir kan testidir.
Deri içi alerji testi de yapılabilir. Bu test yönteminde, köpeğin derisinin traş edilmiş bir kısmına az miktarda antijen enjekte edilir. Bu, belirli bir düzende ve sırayla yapılır, böylece köpek küçük bir yüksek reaksiyon gösterirse, rahatsız edici antijen tanımlanabilir. Bir süre (saat) sonra, eğer varsa hangi antijenlerin reaksiyon oluşturduğunu tespit etmek için tıraş edilen alan incelenir.
Alerjik hayvan için özel bir tedavi geliştirmek için alerji testi yapılacaksa, bu tedavinin uygulanacağı hastanın dikkatle seçilmesi ve karar verici hekimin de bu konuda tecrübeli olması oldukça önemlidir.
Tedavi
İlaçlı Banyolar
Birçok ilaçlı şampuanın içinde yaralı cildi yatıştırmayı ve iltihabı sakinleştirmeyi amaçlayan bileşikler bulunur. Ek olarak, köpeğin sık sık yıkanması (haftada bir ila iki haftada bir) tüylerindeki alerjenleri temizleyebilir ve bu da cilt alerjisi alevlenmelerinin bastırılmasına katkıda bulunabilir.
Önerdiğimiz ilaçlı banyolar, aslında antimikrobiyal ve antifungal ajanların yanı sıra, cildi kurutmadan daha sık yıkanmasını sağlayan bileşenler içeren banyolardır. Daha sonra durulama uygulaması da cildin ve tüylerin kurumasını önlemeye yardımcı olur.
Pire Kontrolü
Ekto paraziter kontrol tüm kedi ve köpeklerde rutin olarak yapılmalı, alerjik sorunu olan bireylerde ise çok katı bir pire kontrol rejimi uygulanmalıdır. Pire koruması düzenli olarak yapılmayan bireylerde diğer alerjenlerin varlığını aramak dereye paçaları sıvamadan girmeye benzetilebilir.
Ülkemizin bulunduğu enlem ve boylam ve küresel ısınmanın etkisi nedeniyle, ülkemiz subtropik kuşakta yer almakta olup, yıl boyu parazit kontrolünün yapılmasının zaruri olduğu bir gerçektir.
En iyi ekto paraziter kontrol veteriner hekiminiz tarafından sizlere önerilen lisanlı ürünler ile, çevre sağlığı ve hayvan sağlığı güvenli bir şekilde korunarak yapılmalıdır.
Nutrasötikler
Omega-3 ve Omega-6 esansiyel yağ asidi takviyeleri, cildin genel sağlığını iyileştirerek çalışır. Bu yağ asitleri, doğal anti-inflamatuar ve anti-oksidatif maddelerdir. Alerjik köpeklerin %20'sinde iyileşmeye yardımcı oldukları bilinmektedir. Kendi deneyimlerimiz bu oranın biraz daha yüksek olduğunu göstermektedir. Omega-3 yağ asitleri balık yağlarında bulunur ve omega-6 yağ asitleri gama-linolenik asit (GLA) içeren bitkilerden elde edilir. Bu takviyeler de 3:6 oranı ve kullanılan ürünün biyoyararlılık düzeyi kullanılan ürün seçiminde oldukça önemlidir.
Hipoalerjenik Diyetler
Alerjiler, yabancı proteine maruz kalma yoluyla gelişir, bu nedenle çoğu hipoalerjenik diyet, köpeğinizin daha önce hiç sahip olmadığı proteinleri ve karbonhidratları içerir. Köpeklerdeki gıda alerjilerinin %80'inden süt ürünleri, sığır eti ve buğday sorumlu olduğundan, bu maddelerden kaçınılarak hazırlanan diyetler gıda alerjilerinin kontrol altına alınmasında tercih edilebilir.
Tek tip protein ve karbonhidrat kullanarak hazırlanmış olan hipoalerjenik diyetlerde kullanılan yeni protein kaynakları arasında geyik eti, yumurta, ördek, kanguru ve genellikle evcil hayvan mamalarında bulunmayan balık türleri bulunur. Karbonhidrat kaynakları arasında patates, bezelye, tatlı patates ve konserve balkabağı bulunur.
Gıda alerjilerinin tespitinde ve eleminasyon periyodunda kullanılan diyetlerin arasında daha fazla tercih edilen tür ise, hidrolize edilmiş proteinlerin kullanıldığı diyetlerdir.
Hidrolize protein diyetleri, protein kaynağının sentetik olarak küçük parçalara indirgendiği diyetlerdir. Hidrolize bir protein kaynağı ile beslemenin ardındaki teori, mamadaki proteinlerin, alerjik köpeğin bağışıklık sisteminin protein parçalarını tanımayacağı ve alerjiye neden olacak bir bağışıklık tepkisi oluşturmayacağı kadar küçük olması gerektiğidir.
Gıda alerjisi olan evcil hayvanların çoğu, hipoalerjenik bir diyete geçtiğinde iyi tepki verir, ancak bazen bir hayvan o kadar aşırı alerjiden muzdariptir ki, tek seçenek ev yapımı bir diyettir. Bu durumda, diyet bir veteriner hekiminiz yardımı ile özelleştirilmelidir.
Çevresel Kontrol
Köpeğinizin hangi maddelere alerjisi olduğunu biliyorsanız, kaçınmak en iyi kontrol yöntemidir. Köpeği alerji aşılarıyla duyarsızlaştırıyor olsanız bile, alerjenden tamamen kaçınmak en iyisidir.
Küfler, bir nem alma cihazı kullanarak veya ev bitkilerinde açıkta kalan toprağın üzerine aktif kömür koyarak azaltılabilir. Tozlar ve polenler en iyi şekilde HEPA filtreli bir hava temizleyici kullanılarak kontrol edilir. Pencereler kapalı tutulduğu için klima, havadaki alerjenlerin dolaşımdaki miktarlarını da azaltabilir.
Bu tip alerjik sorunların kontrol altına alınması tamamen detaylı bir muayene ve tetkikler sonucu hastanın ihtiyacına özel olarak hazırlanmış bir reçete ve yaşam düzenlenmesi ile olur. Bu makalede sadece çok yüzeysel olarak genel ifadelerle konuya bir giriş yapılmak ve farkındalık yaratmak hedeflenmiştir.
Atopi başta olmak üzere alerjik köpeklerin başarılı bir şekilde yönetimi bazen karmaşık ve yorucu olabilir, vakaların çoğunda alerjik alevlenmeleri kontrol etmek için çok modlu yönetim gereklidir.
Atopi gibi genetik yatkınlığa dayanan hastalıklarda tam tedavi mümkün olmaz ancak belirtilerin kontrol altına alınması ve alevlenmelerin şiddetinin azaltılması büyük başarı olarak görülmektedir.
Veteriner hekim ve evcil hayvan sahibinin uyumu, tüylü dostumuzun sağlığı, takibi ve bakımı için esastır.
Alerjenlere en yaygın olarak nazal semptomlar ve/veya kurdeşen ile tepki veren insanların aksine, köpekler deri ve/veya gastrointestinal problemlerle tepki verirler. Bunun nedeni, köpeklerin derisinde alerjik bir tehdit karşısında histamin ve diğer vazoaktif maddeleri serbest bırakan mast hücrelerinin daha yüksek oranda bulunmasıdır.
Alerjik yanıtlar; zayıf ve seyrek tüy dokusunun yanısıra kaşıntılara, tüyleri ağzına alıp çiğnemeye, aşırı yalamaya, aniden oluşan ıslak ağrılı deri lezyonlarına (hot spot / ıslak dermatit) veya mide-bağırsak rahatsızlıklarına, ishal ve gaz oluşumuna kadar değişen belirtilere yol açabilir.
Alerjiler kronik kulak enfeksiyonlarını oluşturan nedenlerin arasında rol oynayabilir.
Köpeklerde alerjik dermatitlerin en yaygın nedenleri pire alerjisi, gıda alerjisi, inhalasyon veya temas alerjisi (kontakt dermatit) atopi ve cildin normal bakteri florasına karşı gelişen alerjidir.
Bu tarz alerjenlerin varlığından kaynaklanan sorunların yanısıra tiroid hastalığı da tabloya eşlik eden diğer bir faktör olarak tespit edilebilir. Böyle durumlarda durumun kontrol alınmasında daha farklı yaklaşımlar söz konusu olur. Bu konu burada irdelenmeyecektir.

Atopik Dermatit
Köpek atopik dermatitini (alerjik dermatit, köpek atopisi) tanımlamak gerekirse "aslında zararsız olan bir maddeye, bir “alerjene” tekrar tekrar maruz kalmayı takiben alerjik semptomlar geliştirmeye yönelik kalıtsal bir yatkınlıktır" diyebiliriz.
Bu durumdaki köpekler alerji belirtilerini 1 ila 3 yaş arasında göstermeye başlar. Hastalığın kalıtsal doğası nedeniyle bazı ırklar daha yatkındır ve yurt dışında yapılan çalışmalarda Golden Retriever, çoğu Terier, İrlanda Setter, Lhasa Apsos, Dalmaçyalılar, Bulldoglar ve İngiliz Çoban köpekleri de dahil olmak üzere çeşitli ırklar daha yaygın olarak atopik yapıda bulunmuş olup, yaşadığımız coğrafyada klinik belirti gösteren ırklar benzer olsa da, tam olarak bir ırk yatkınlığını gösteren çalışma yoktur. Genel olarak melez köpekler de dahil olmak üzere birçok köpek atopik olabilir diyebiliriz.
Atopik dermatitli hayvanlar genellikle ayaklarını, gövdelerinin yanlarını, kulaklarını, koltuk altlarını veya kasıklarını sürter, yalar, çiğner, ısırır veya kaşıyarak düzensiz veya parça parça tüy dökülmesine ve derinin kızarmasına ve kalınlaşmasına neden olurlar. Bu tür köpeklerde deri kuru ve kepekli veya yağlı bir yapıda da olabilir.
Köpekler yüzlerini halıya sürtebilirler; kulak uçları kırmızı ve sıcak olabilir. Kulağın salgı üreten bezleri alerjiye yanıt olarak aşırı salgı ürettiği için kulakta biriken aşırı sebum niteliğindeki kir nedeni ile kulakta bakteriyel ve maya (Malassezia) enfeksiyonlarının gelişme oranları yüksektir.
İnhalasyon ve Kontakt Alerjileri
Köpeklerde alerjik reaksiyona neden olabilen maddeler, çimenlerin, ağaçların ve yabani otların polenleri, toz akarları ve küfler dahil insanlarda reaksiyona neden olan maddelerle hemen hemen aynıdır. Bu alerjileri teşhis etmenin bir yolu, reaksiyonun zamanlamasına bakmaktır. Yıl boyunca oluyor mu? Bu küf veya toz olabilir. Reaksiyon mevsimsel ise, polenler alerjik belirtilerin sebepleri olabilir.
Gıda Alerjisi
Pek çok insan, köpeğinin kaşınmasının nedeni olarak gıda alerjilerinden şüphelenmez, çünkü evcil hayvanları tüm hayatı boyunca aynı mamayla beslenmiştir ve yakın zamanda belirtiler göstermeye başlamıştır. Ancak, hayvanlar zamanla bir maddeye karşı alerji geliştirebilir, bu nedenle bu görüş olası bir gıda alerjisini dışlamamalıdır.
Diğer bir yaygın yanılgı, köpeklerin yalnızca kalitesiz yiyeceklere duyarlı olduklarıdır. Köpeğin bir bileşene alerjisi varsa, bunun birinci sınıf mamada mı yoksa piyasadaki en ucuz markada mı olduğu önemli değildir. Birinci sınıf Premium gıdaların bir avantajı, genellikle alerjik reaksiyonlara neden olan yaygın katkı maddelerinden kaçınmalarıdır.
Ayrıca evden verilen bazı gıdalar ve ödüllerin de alerjinin kaynağında yer alabileceği de unutulmamalıdır.
Pire alerjisi
Bu tip reaksiyon genellikle pirenin kendisine değil, tükürüğündeki proteinlere yöneliktir. İlginçtir ki, bu soruna en yatkın köpekler, sürekli pire basan köpekler değil, sadece ara sıra maruz kalan köpeklerdir! Tek bir ısırık, beş ila yedi gün boyunca reaksiyona neden olabilir, bu nedenle köpeğinizin alerjik reaksiyon göstermesi için çok fazla pireye ihtiyacı yoktur.
Stafilokok Aşırı Duyarlılığı
Bakteriyel aşırı duyarlılık, “bir köpeğin bağışıklık sistemi cildindeki normal Staphylococcus (Staph) bakterilerine aşırı tepki verdiğinde” ortaya çıkar. Hipotiroidizm, inhalan alerjisi ve/veya pire alerjisi gibi diğer koşulların aynı anda mevcut olması durumunda, köpekte bakteriyel aşırı duyarlılığın ortaya çıkma olasılığının daha yüksek olduğu görülmektedir. Bakteriyel aşırı duyarlılık, bakteri kültürü ve biyopsi örneğinin incelenmesi yoluyla teşhis edilir.
Alerjik Hastalıklarda Teşhis
Öncelikle kaşıntı ile kliniğe başvuran köpeklerin bir değerlendirmesinin yapılabilmesi için iyi bir hasta öyküsü alınmalıdır. Daha sonra oluşturulacak ayırıcı tanı listesine göre bazı diagnostik tarama testleri yapılır.
Tüy ve derinin ayrıntılı ve sistematik bir şekilde incelenmesi gerekir. Deriden alınan kazıntı örneğinin incelenmesi, kıl örneğinin mikroskop altında özel sıvılarla incelenmesi, bazı durumlarda deriden sitoloji ve biyopsi yapılması gereken adımlardır.
Bu sıkıntı veren semptomların üstesinden gelmek için kapsamlı ve sistematik bir yaklaşımda bulunarak sorunun çözümüne odaklanılmalıdır. Kısa yollar genellikle sonuç vermez ve sadece hayvan sahibin hayal kırıklığına uğramasına neden olur. Ayrıca hastaların sorunlarının artararak devam etmesine ve daha karmaşık bir hale gelmesine neden olur.
Deride alerjik reaksiyona eşlik eden sekonder etkenlerin tespit veya ekarte edilmesi (bakteri, mantar, maya gibi) tedavinin ve mücadelenin gövdesini oluşturur.
Alerji testlerini, orta ve şiddetli alerjiden muzdarip köpekler için iyi bir teşhis aracı olarak kabul eden yaklaşımlar ve görüşler vardır. Birkaç farklı test yöntemi mevcuttur. En yaygın olanı, köpeğin kanında antijen kaynaklı antikorları kontrol eden bir kan testidir.
Deri içi alerji testi de yapılabilir. Bu test yönteminde, köpeğin derisinin traş edilmiş bir kısmına az miktarda antijen enjekte edilir. Bu, belirli bir düzende ve sırayla yapılır, böylece köpek küçük bir yüksek reaksiyon gösterirse, rahatsız edici antijen tanımlanabilir. Bir süre (saat) sonra, eğer varsa hangi antijenlerin reaksiyon oluşturduğunu tespit etmek için tıraş edilen alan incelenir.
Alerjik hayvan için özel bir tedavi geliştirmek için alerji testi yapılacaksa, bu tedavinin uygulanacağı hastanın dikkatle seçilmesi ve karar verici hekimin de bu konuda tecrübeli olması oldukça önemlidir.
Tedavi
İlaçlı Banyolar
Birçok ilaçlı şampuanın içinde yaralı cildi yatıştırmayı ve iltihabı sakinleştirmeyi amaçlayan bileşikler bulunur. Ek olarak, köpeğin sık sık yıkanması (haftada bir ila iki haftada bir) tüylerindeki alerjenleri temizleyebilir ve bu da cilt alerjisi alevlenmelerinin bastırılmasına katkıda bulunabilir.
Önerdiğimiz ilaçlı banyolar, aslında antimikrobiyal ve antifungal ajanların yanı sıra, cildi kurutmadan daha sık yıkanmasını sağlayan bileşenler içeren banyolardır. Daha sonra durulama uygulaması da cildin ve tüylerin kurumasını önlemeye yardımcı olur.
Pire Kontrolü
Ekto paraziter kontrol tüm kedi ve köpeklerde rutin olarak yapılmalı, alerjik sorunu olan bireylerde ise çok katı bir pire kontrol rejimi uygulanmalıdır. Pire koruması düzenli olarak yapılmayan bireylerde diğer alerjenlerin varlığını aramak dereye paçaları sıvamadan girmeye benzetilebilir.
Ülkemizin bulunduğu enlem ve boylam ve küresel ısınmanın etkisi nedeniyle, ülkemiz subtropik kuşakta yer almakta olup, yıl boyu parazit kontrolünün yapılmasının zaruri olduğu bir gerçektir.
En iyi ekto paraziter kontrol veteriner hekiminiz tarafından sizlere önerilen lisanlı ürünler ile, çevre sağlığı ve hayvan sağlığı güvenli bir şekilde korunarak yapılmalıdır.
Nutrasötikler
Omega-3 ve Omega-6 esansiyel yağ asidi takviyeleri, cildin genel sağlığını iyileştirerek çalışır. Bu yağ asitleri, doğal anti-inflamatuar ve anti-oksidatif maddelerdir. Alerjik köpeklerin %20'sinde iyileşmeye yardımcı oldukları bilinmektedir. Kendi deneyimlerimiz bu oranın biraz daha yüksek olduğunu göstermektedir. Omega-3 yağ asitleri balık yağlarında bulunur ve omega-6 yağ asitleri gama-linolenik asit (GLA) içeren bitkilerden elde edilir. Bu takviyeler de 3:6 oranı ve kullanılan ürünün biyoyararlılık düzeyi kullanılan ürün seçiminde oldukça önemlidir.
Hipoalerjenik Diyetler
Alerjiler, yabancı proteine maruz kalma yoluyla gelişir, bu nedenle çoğu hipoalerjenik diyet, köpeğinizin daha önce hiç sahip olmadığı proteinleri ve karbonhidratları içerir. Köpeklerdeki gıda alerjilerinin %80'inden süt ürünleri, sığır eti ve buğday sorumlu olduğundan, bu maddelerden kaçınılarak hazırlanan diyetler gıda alerjilerinin kontrol altına alınmasında tercih edilebilir.
Tek tip protein ve karbonhidrat kullanarak hazırlanmış olan hipoalerjenik diyetlerde kullanılan yeni protein kaynakları arasında geyik eti, yumurta, ördek, kanguru ve genellikle evcil hayvan mamalarında bulunmayan balık türleri bulunur. Karbonhidrat kaynakları arasında patates, bezelye, tatlı patates ve konserve balkabağı bulunur.
Gıda alerjilerinin tespitinde ve eleminasyon periyodunda kullanılan diyetlerin arasında daha fazla tercih edilen tür ise, hidrolize edilmiş proteinlerin kullanıldığı diyetlerdir.
Hidrolize protein diyetleri, protein kaynağının sentetik olarak küçük parçalara indirgendiği diyetlerdir. Hidrolize bir protein kaynağı ile beslemenin ardındaki teori, mamadaki proteinlerin, alerjik köpeğin bağışıklık sisteminin protein parçalarını tanımayacağı ve alerjiye neden olacak bir bağışıklık tepkisi oluşturmayacağı kadar küçük olması gerektiğidir.
Gıda alerjisi olan evcil hayvanların çoğu, hipoalerjenik bir diyete geçtiğinde iyi tepki verir, ancak bazen bir hayvan o kadar aşırı alerjiden muzdariptir ki, tek seçenek ev yapımı bir diyettir. Bu durumda, diyet bir veteriner hekiminiz yardımı ile özelleştirilmelidir.
Çevresel Kontrol
Köpeğinizin hangi maddelere alerjisi olduğunu biliyorsanız, kaçınmak en iyi kontrol yöntemidir. Köpeği alerji aşılarıyla duyarsızlaştırıyor olsanız bile, alerjenden tamamen kaçınmak en iyisidir.
Küfler, bir nem alma cihazı kullanarak veya ev bitkilerinde açıkta kalan toprağın üzerine aktif kömür koyarak azaltılabilir. Tozlar ve polenler en iyi şekilde HEPA filtreli bir hava temizleyici kullanılarak kontrol edilir. Pencereler kapalı tutulduğu için klima, havadaki alerjenlerin dolaşımdaki miktarlarını da azaltabilir.
Bu tip alerjik sorunların kontrol altına alınması tamamen detaylı bir muayene ve tetkikler sonucu hastanın ihtiyacına özel olarak hazırlanmış bir reçete ve yaşam düzenlenmesi ile olur. Bu makalede sadece çok yüzeysel olarak genel ifadelerle konuya bir giriş yapılmak ve farkındalık yaratmak hedeflenmiştir.
Atopi başta olmak üzere alerjik köpeklerin başarılı bir şekilde yönetimi bazen karmaşık ve yorucu olabilir, vakaların çoğunda alerjik alevlenmeleri kontrol etmek için çok modlu yönetim gereklidir.
Atopi gibi genetik yatkınlığa dayanan hastalıklarda tam tedavi mümkün olmaz ancak belirtilerin kontrol altına alınması ve alevlenmelerin şiddetinin azaltılması büyük başarı olarak görülmektedir.
Veteriner hekim ve evcil hayvan sahibinin uyumu, tüylü dostumuzun sağlığı, takibi ve bakımı için esastır.






